|
www.renkligeceler.com
8 Mart Dünya Emekçi ve
Kadınlar Günü Tüm Kadınlara Kutlu Olsun
1 mart ile 8 mart arası dünya kadınlar gününe özel indirim tüm ürünlerde
iki adet farklı alımlarda %30 indirim. KADIN
Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde
Yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir
Harman yerinde dokuz zilli
Köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım bacaklarım.
Yavrum, anam, karım, kız kardeşim
Hayat arkadaşımdır...
Nazım Hikmet KADIN HAKLARI
Kadınların ilerlemesini engelleyen etmenler politik,ekonomik, sosyal,
kültürel, hukuki, eğitsel ve dini koşullarla yakından ilişkilidir. Bu
unsurlar ailede,toplumda, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde
kadınlara yönelik eşitsizlik, haksızlık ve sömürücü koşulların ortaya
çıkmasına neden olmaktadır. Kadın On Yılı’nda “eşitsizlik, kalkınma ve
barış” hedeflerinin saptanması, kadınların ulusal düzeyde statülerinin
geliştirilmesi, kadınların ayrıma tabi tutulmasının önlenmesi,
kalkınmanın nimetlerinden ve her türlü kaynaklardan eşit şekilde
yararlanması için çalışmalar yapılmıştır. On yıllık dönemin ilk
yarısındaki gelişmeleri gözden geçirmek için 1980 yılında Kopenhag’da
II. Dünya Kadın Konferansı düzenlenmiştir. Konferansın ardından
“Kadınlara karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması
Sözleşmesi” 1 Mart 1980 tarihinde üye ülkelerin imzasına açılmıştır.
Türkiye sözleşmeyi 1985 yılında imzalamıştır.
1995 yılında Pekin’de toplanan IV. Dünya Kadın Konferansı sonunda
oluşturulan Pekin Deklarasyonu ve Eylem Planı, kadın-erkek eşitliğini
gerçekleştirmeye yönelik somut politikalar ortaya koymuştur. Kadın
sorunları konusunda toplumsal duyarlılığın artırılmasını sağlayan
konferansta Türk delegasyonunca üç konuda taahhütlerde bulunulmuştur.
Bu taahhütlere göre 2000 yılına kadar:
1- Kadın okur yazarlık oranı % 100’e çıkarılacak, 8 yıllık zorunlu
kesintisiz eğitime geçilecektir.
2- Anne ve çocuk ölüm oranı % 50 oranında azaltılacaktır.
3- Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine
konulan çekinceler kaldırılacaktır.
EĞİTİM
Kadınlara eğitim düzeyi erkelerle karşılaştırıldığı zaman kadınlar
aleyhine bir durum görülmektedir. Ülkemizde bu eşitsizliği ortadan
kaldırmak amacıyla büyük çabalar harcanmaktadır. Örneğin zorunlu temel
eğitimin 8 yıla çıkarılması ve Genç Kız ve Kadınların Eğitiminin
Geliştirilmesi Projesi gibi. Sonuçları daha belirgin şekilde göstermek
amacıyla okur yazar olmayan ve yüksekokul mezunu olan kadın ve
erkekler karşılaştırılmıştır. Buna göre 1985 yılında okur yazar
olmayan kadınların oranı % 34.8 (yani her üç kadından biri okur yazar
değil), 1990 yılında % 30.7 ve 1998 yılında Nisan ayı itibarıyla okur
yazar olmayan kadın oranı % 22.4 (yani her beş kadından biri okur
yazar)’tür.
Okur yazar olmayan erkeklerin oranına bakıldığında,1985 yılında % 12.4
(8/1), 1990 yılında % 10.1 (her 10 erkekten biri okur yazar değil) ve
1998 yılı Nisan ayı itibarıyla %5.9 (her 20 erkekten biri okur yazar
değil)’dur.
Bu durum, okur yazar olmayan kadınların oranının erkeklere göre
oldukça yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı şekilde 1998 yılı
Nisan ayı itibarıyla yüksekokula devam eden erkeklerin oranı % 5.4
iken, kadınların oranı % 2.8’dir. Son 10 yılda kız öğrenci sayısındaki
en fazla artış kadınların zaten yoğun olduğu beşeri bilimler, güzel
sanatlar ve eğitim gibi alanlarda olmuş ancak geleneksel olmayan
ticaret ve iş yönetimi alanlarındaki kadınların oranı da önemli bir
sıçrama göstermiştir.
Kadınların okula gitmeme nedenleri ise:

- Okul masraflarının yüksek olması.
- Küçük kardeşe bakmak zorunda olmak.
- Ev işlerinde ailesine yardım etmek.
- Ailenin izin vermemesi.
- Ekonomik katkı sağlamak zorunda olmaktır.
Düşük eğitim düzeyi, kadının toplumsal statüsünün de düşük olmasına,
erken yaşta yapılan evliliklere ve dolayısıyla yüksek doğurganlık
oranlarına yol açmaktadır. Eğitimde kadının durumunu bu şekilde
özetledikten sonra kadın ve sağlığa ilişkin verilere bakabiliriz.
SAĞLIK
Kadın ve sağlık denildiğinde üreme sağlığı akla gelmektedir. Bazı
istatistiklere göre ortalama doğurganlık oranı % 2.7’dir. Bu oran Doğu
Anadolu’da % 4.4, Batı Anadolu’da ise % 2’dir. En hızlı doğurganlık,
20-24 yaşları arasında görülmektedir. Hiçbir doğum kontrol yöntemi
kullanmayanların oranı % 20’dir. Toplam düşük hızı % 29.4’tür. Bir kez
ve isteyerek düşük yapanların oranı %28’dir. İsteyerek düşük hızı %
17.9’dur. Kendiliğinden düşük hızı % 11.5’tir. 15 yaşındakilerin %
1’i, 16 yaşındakilerin % 3.4’ü, 17 yaşındakilerin % 8.1’i, 18
yaşındakilerin % 15’i anne olmuştur ya da gebedir. Anne ölüm hızı yüz
bin canlı doğumda 54.2’dir. Anne ölüm hızının kadın ölümlerindeki payı
% 5.2’dir. Doğumların % 40’ı evde gerçekleşmektedir. Kadın ve çocuk
hastanesi sayısı toplam 45’tir. HIV/AIDS hastalarının % 25’i ise
kadındır. Doğurganlık oranının yüksek oluşu birçok değişken ile
yakından ilişkilidir. İlk evlenme yaşının düşük olması, eğitim düzeyi
(eğitimli olmayan kadınların ilkokul mezunu olan kadınlara göre bir
fazla doğum yaptıkları saptanmıştır) ile doğurganlık oldukça yakından
ilişkilidir. Doğurganlık oranında belirgin bölgesel farklılıklar göze
çarpmıştır. Bunun temel nedeninin yine düşük eğitim düzeyi ve kadın
statüsü olduğu unutulmamalıdır.
SİYASET
Kadınların siyasal yaşama katılımı Cumhuriyet Türkiyesi’nde 1923
yılında Kadınlar Halk Fırkası’nın kurulması ile başlamıştır. 1924
yılında aynı amaçla Türk Kadınlar Birliği Derneği kuruldu. 1930
yılında kadınlara Belediye seçimlerinde, 1933 yılında muhtar ve
ihtiyar heyeti ve nihayet 1934 yılında milletvekili seçme ve seçilme
hakkı verilmiştir ve 1935 yılında kadınlar ilk kez bu haklarını
kullandılar ve parlamentoya Cumhuriyet tarihinin en yüksek oranlı
(%4.8) katılımı sağlanmıştır. Türkiye’de 1946 yılında çok partili
sisteme geçilmesiyle birlikte yapılan toplam 13 genel seçimde 1983
yılı ve 1999 yılı seçimleri hariç TBMM’ne giren kadın milletvekili
oranı %22yi geçmemiştir. Son seçimlerde TBMM’ne giren kadın
milletvekili sayısı toplam 550 içinden 24’tür. Bu da %4.3’e karşılık
gelmektedir.
İSTİHDAM ve SOSYAL GÜVENLİK
1997 yılı verilerine göre 12+ yaştaki kadınların %25.22’si erkeklerin
%69.9’u iş gücüne katılmaktadır. Bu durum kadınlar lehineymiş gözükse
de gerçekte durum böyle değildir. Çünkü kadınların %56.2’si ücretsiz
aile işçisi olarak çalışmaktadır (erkeklerin %99’u). Kamu kesiminde
üst düzey yönetici olarak çalışan kadınların oranı düşüktür. 1995
verilerine göre müsteşar düzeyinde olan kadınların oranı %2.1, genel
müdür yok, genel müdür yardımcısı oranı %10.3’tür.Her üç öğretim
elemanından 1’i (%33.1) ve her 5 profesörden 1’i (%21.2) kadındır. Bu
durum bir çok Avrupa ülkesinden daha yüksektir. Kadınların iş gücüne
katılma oranının düşmesinin önemli bir nedeni göçtür. Bu anlamda göç,
kadınların statüsünün düşmesine neden olmakta ve giderek yoksulluk
oluşmaktadır. Her alanda olduğu gibi eğitim düzeyi kadının aile içi
rolü ve güç ilişkileri ile karar alma mekanizmalarındaki konumu
kentsel işgücüne katılımı belirleyen önemli etkenlerdir. Kent kadın
istihdamı açısından olumsuz bir yapı yansıtmaktadır. Göçle gelen kadın
ya ev kadını konumuna girmekte ya da marjinal işlerde yasal korumadan
uzak sosyal güvenceden yoksun olarak çalışmaktadır. Ayrıca işe
girerken ve çalışırken cinsiyete dayalı ayrım da söz konusu.
Kadınların %79.6’sı herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı
değil. %1.8’i Bağ-Kur, %10.7’si SSK, %7.8’i Emekli Sandığı sosyal
güvence kapsamındadır.
AİLE İÇİ STATÜ ve SORUMLULUK PAYLAŞIMI
Ev işlerinde sorumluluk paylaşımına bakıldığında yemek pişirmek,
temizlik yapmak, bulaşık yıkamak, ütü yapmak, çocuk bakımını üstlenmek
gibi ev içinde gerçekleştirilen sorumluluklar kadın tarafından
üstlenilirken alış-veriş yapmak, resmi kuruluşlarda iş izlemek gibi ev
dışında gerçekleştirilen sorumluluklar erkek tarafından
üstlenilmektedir.Aile bütçesinin düzenlenmesi erkek tarafından
gerçekleştirilmektedir. Ev dışı işleri ve bütçenin
düzenlenmesini eşleriyle birlikte yapanların oranı %20’yi
geçmemektedir. Geleneksel olarak erkek ve kadına biçilen roller ve bu
rollerin tekrar tekrar üretimi söz konusudur. Bu durum erkeğin kadına
karşı olumsuz tutumunu pekiştirmekte ve aile içi şiddeti
olağanlaştırmaktadır.
SOSYAL HİZMET MESLEĞİ ve KADIN GRUBU
Kadın grubu ile çalışan sosyal hizmet uzmanının rollerini aşağıda
belirtildiği gibi özetlemek mümkün.
1.VAKA BULUCU: Bu rolde sosyal hizmet uzmanı kadın hakları konusunda
ihlale uğrayan ya da risk altında bulunan kadınları veya kadın
gruplarını belirlemeye çalışır.
2.KIRICI (ARABULUCU): Bu rolde sosyal hizmet uzmanı kadın hakları
konusunda ihlale uğrayan ya da risk altında olan kadınların toplumda
var olan hizmetlerden (kadın misafirhaneleri, sığınma evleri gibi)
yararlanmalarına yardımcı olur.
3.SAVUNUCU: Savunucu rolünde sosyal hizmet uzmanı kadınlara yönelik
uygulamaların düzenlemelerin kadınların bunlardan yararlanmalarını,
kaynakları kullanmasını ve yardım almasını engelleyebilecek durumları
ortadan kaldırmak, tek bir kadın adına mücadele etmek şeklinde de
olabileceği gibi kadınların tümü için yasalarda, politikalarda
değişiklik yapmak savunuculuk rolü içindedir.
4.DEĞERLENDİRİCİ: Bu rolde sosyal hizmet uzmanı kadın hakları ve
ihlalleri konusunda bireysel ya da toplumsal sorunları konusunda bilgi
toplamak, bunları değerlendirmek, alternatif ve öncelikleri ortaya
koymak ve eylem için karar vermeye çalışır.
5.HAREKET GEÇİRİCİ:Harekete geçirici rolünde sosyal hizmet uzmanı var
olan grupları, kaynakları,örgütleri, yapıları birleştirmek onlara
enerji vermek ya da yeni gruplar, organizasyonlar ve kaynaklar
oluşturmaktır.
6.ÖĞRETİCİ: Kadın hakları konusunda ihlale uğrayan ya da risk altında
olan kadınlara yeni beceriler kazandırmak şeklinde sosyal hizmet
uzmanının işlevi söz konusudur. Öğretici rol kapsamında kadın hakları
ihlalinin ne olduğunun öğretilmesi ver kadınların toplumsal yaşama
işlevsel olarak katılmasını sağlamakta vardır.
7.DAVRANIŞ DEĞİŞTİRİCİ: Sosyal hizmet uzmanı bu rol kapsamında, kadın
ya da kadın gruplarının davranış kalıplarında, alışkanlıklarında ve
algılamalarında değişiklik yapmayı hedefler.
8.DANIŞMAN: Danışman (konsültasyon anlamında kullanılmaktadır) rolünde
sosyal hizmet uzmanı kadın hakları konusunda çalışan diğer uzmanlarla
ya da kurumlarla işbirliğine girmek ve onların becerilerini artırmak
ve kadın müracaatçıların sorunlarının çözümünde yardımcı olmaktadır.
9.PLANLAYICI: Bu rol kapsamında sosyal hizmet uzmanı kadınların sosyal
hizmet gereksinimlerini karşılamakta, toplumun bu konuya duyarlı
olmasını sağlamak amacıyla diğer gruplar ve kurumlarla işbirliğine
girmek ve yeni yapıların planlamasını sağlamaktır.
10.ARAŞTIRMACI: Sosyal hizmet uzmanı, kadın hakları konusunda veri
toplamak, sınıflamak ve analiz etmek ve elde ettiği sonuçları
yayınlamaktadır.
11.YÖNETİCİ:Yönetici rolünde sosyal hizmet uzmanı,kadın konusunda
yapılan bir çalışmanın, programın hizmet ünitesinin ve organizasyonun
yönetilmesi işlevini yerine getirmektedir.
12.KLİNİK HİZMET VERİCİ: Bu rolünde sosyal hizmet uzmanı kadın hakları
konusunda ihlale uğrayan ve risk altındaki kadınlara destek sağlama
yönünde çalışmalar yapmaktadır. Kaynak www,sosyalhizmetuzmani.org
SİZDE BU YAZI HAKKINDA YORUM GÖNDERİN
YAYINLAYALIM
|